Yazı Detayı
03 Temmuz 2016 - Pazar 11:39
 
HAZIR BULUNUŞLUK
Tarık Seymen - Eğitimci Yazar
 
 

Özel çocuk sahibi ebeveynlerin yıllardır _onca açıklanmasına rağmen takılı kaldıkları (anlamamakta ısrar ettikleri) destek eğitimde temel prensip olan

Hazır bulunuşluk düzeyi dediğimiz bir açmaz var. Nedir bu hazır bulunuşluk düzeyi? Yenilir mi içilir mi? Neden profesyonellerce sürekli gündemde tutulan bir konudur?

Literatürde temel prensiplerden biri olmasına rağmen neden hep es geçilmektedir? Destek eğitim platformunda bunu biraz irdelemek gerekli...

Öncelikle eğitim aşamalarında - hiyarerşik olmamakla birlikte- bir sıralamadan bahsedelim. Kazanımların sıralanmasında edinim, akıcılık- kalıcılık, genelleme, otomasyon süreçleri mevcuttur.

Bu süreçler her bir hedef için ayrı ayrı uygulanan öğrenme-öğretme basamaklarıyla oluşturulur. Bu basamaklar eşleme-taklit, kavram, kural ve nihayet problem çözme aşamalarından oluşur. Buraya kadar beceri ve kavram öğretiminde herhangi aykırı durum ya da bir sorun yoktur. Zaten hiçbir disiplin kendi içinde çelişebilecek teorileri kuram olarak karşımıza çıkarmaz.

Şimdi; mimari ve veya mühendislik anlamda somutlaştırırsak her inşaa planında tasavvur edilen yapının çeşitli özelliklerine göre bir temeli olmak zorundadır. Bu temel, hedefe ulaşıldığında toprağın altında kalır. Görünen kısmın bu temel sayesinde karşımızda olduğu çoğu zaman aklımıza gelmez.

Zaten bu, profesyonel bakış açısı söz konusu değilse yapının son hali ve işlevselliği dışında üçüncü şahısları bağlamaz. Asıl sorun bu projektif hedefin gerçekleşmesinde altyapının yeterli olması bağlamında tasarımcı-uygulamacı-proje üçgenindedir. Hele hele de inşaa edilenin, soyut davranış kazanımlarının somut göstergelere devşireleceği destek eğitim söz konusu ise yandı gülüm keten helva.. Ebeveyn çocuğunu bize getirir ve sorun olarak baktığı öznel durumu anlatır: Çocuğumun hiçbir sorunu yok, bir konuşamıyor... Her şeyi yapıyor ama bir derslerinde sorun var... Okuma-yazma konusunda geri kaldı.... Hiç derslerine çalışmıyor, biraz çalışsa başaracak.... Doktor otizm dedi ne zaman iyileşir(?) Ne zaman konuşur.v.sv. duyu bütünleme dediler... Siz bu alanda çalışıyor musunuz... Dil ve konuşma terapistiniz var mı? Dil ve konuşma terapisi alması gerekiyormuş. İyileşir mi? Okuldaki akranlarına nasıl ve ne kadar süre içinde yetişir? Biz evde ne yapabiliriz.. Annesi-babası çok yüz veriyor.. Dedesi müdahale ettirmiyor.. Ben araştırdım şöyle olması gerekiyormuş.....Şurada at terapisi, burada bilmem ne terapisi varmış bize faydası olur mu...Bunları çoğaltmak mümkün..

Ebeveyn genelde bir sorun tespit etmiş ve veya buna inanmış çözüm talep etmektedir. Bu talebi doğrultusunda da ya sabırsız bir tutum sergilemekte ya da profesyonel destek almak için geldiği uzmana direkt işini öğretmeye kalkışmaktadır. Hiperaktivite, yaramazlık, söz dinlememe, dikkat eksikliği gibi birkaç terim de okumuş veya duymuştur ki aslında kendi kısır döngüsünü yaratır. Bu yüzden de meslek etiğini bir kenara bırakmış -sözüm ona uzmanlar tarafından maddi manevi sömürülür. Çoğunlukla duymak istediklerini söyleyenlere karşı açık çekleri vardır. Bazen de kapı kapı dolaşma sendromuna girer. Hacı-hoca beklentilerine de yapışabilir. İnanmasa da her türlü çözüm yolunu acabalarla arar, uygular para ve zaman harcar. Tabi olarak bu davranışlarıyla hiçbir hedefine ulaşamamayı şiar edinecektir. İstikrar prensibi tamamen silinmiştir. Bireyin hedef kazanımları için olmazsa olmaz alt yapı unsurları göz önünde tutulmadığı için bataklık yerine sineklerle uğraşılır. Gelişim aşamaları bir merdivene benzer. Bir sonraki basamak için ayağınız daima bir önceki basamakta olmalıdır. İşte hazır bulunuşluk tam da budur. Hangi gelişim aşamasını hedeflerseniz önce alt yapısının gereklerine bakmak zorundasınız demektir. Psikomotor gelişimin gerekli düzeyde olmadığı onca birey heba olur gider. Sosyal altyapısının oluşmadığı ortamlarda kalmak zorunda bırakılan bireyler sonunda farklı ve daha vahim olan içe dönüşüklük tabloları çizmeye başlarlar.

NE YAPILMALI?

1. Bireyin görünen probleminin asıl temel kaynakları tespit edilmeli: Bireyin farklılıklarının normal gelişim aşamalarından hangisinde takıldığı bulunmalıdır. Söz gelimi birey konuşamıyor. Psikomotor gelişiminde sorun var mı? Ritm bozukluğu, duyu organlarında tıbbi bozukluk ve veya sosyal çevre negatifliği var mı bakılmalıdır. Taklit, eşleme ve öğrenmeyi öğrenme durumu nedir değerlendirilmeli ve en alt basamaktan destek verilmelidir. Bir başka deyişle iki el ve iki ayağın istenilen düzeyde kullanılabilirliği olmayan bireye bisiklet sürme becerisi öğretmeye kalkışılmamalıdır. Çünkü bisiklet sürme becerisinin hazır bulunuşluk düzeyi (ön beceriler) denge, ritm becerisi ve duyusu, görme becerisi, alt ve üst extremilerde sorunsuz (el-ayak kullanımı) işlevsellik, lateralleşme ve nihayet öğrenme istekliliğidir. Bu alt yapı ögelerinden birinde dahi bir aksaklık varsa hazır bulunuşluk düzeyi oluşmadığından yapılacak tüm uygulamalar berhava olacaktır.

2.Birey için hazırlanılan eğitim öğretim ve gelişim planına sadık kalınmalı istikrar gösterilmelidir: Ya şundadır ya bunda yaklaşımı ile en değerli unsur olan zaman heba edilmemeli yavaş da olsa gelişimin sürdürülebilirliği sağlanmalıdır. Kapı kapı dolaşma sendromuna kapılıp asıl hedeften uzaklaşmak manasız olacaktır.

 

3.Bireyin öncelikle anne babası olunmalı: Ebeveyn asli görevini unutup öncelikle eğitimci ,psikolog vb. rollerine soyunmamalıdır. Hem normatif değerleri hedef alıp hem de anormal koşullar yaratmanın anlamı yoktur. Normal olan öncelikle anne baba olmaktır. Normatif değerler açısından sorunsuz addedilen bireye nasıl anne babalık yapılıyorsa farklı olan bireye de aynı yaklaşım gösterilmelidir.

4.Olumlu veya olumsuz her davranışın sonradan öğrenilmiş davranışlar olduğu UNUTULMAMALIDIR.

Küçük bir mizansen: Anne yemek yapmakta ve birey annesinin eteğini çekiştirerek çeşitli yansımalarla kendisine ilgi göstermesini talep etmektedir.

Anne: Oğlum-kızım ya biraz rahat bırak beni yemek yapıyorum bak. git oyuncaklarınla oyna, televizyon izle.. bi dur ya...vb. Çocuk salona geçer. Herhangi bir eşyayı kaldırıp cama-vitrine atar. Şangırtı kopar. Anne işini bırakır ve koşarak gelir:-oğlum-kızım naptın sen!

Çocuk neyi öğrendi?

İlgi çekmenin bir yolunu buldu ve öğrendi.

Oysa çocukların duygu durumları bipolardır. Şayet anne onu olaya katarak isteminin yön değiştirmesini sağlayabilir ve olması gereken davranışı pekiştirebilirdi.

5.Bize göre ceza olan davranış biçimlerinin yine dışardan öğrenilmiş ödüllere dönüşebildiği es geçilmemelidir.

Anadolu'da dayak arsızı deyiminin varlığı bu şekilde oluşmuştur. Dayak beklenilen ilginin yerini almış ve daha fazlası talep edilmeye başlanmıştır.

6.Jargon dil ve sosyal yaşam ortamları yaratılmamalıdır. Sadece aile içinde anlaşılabilen sözel iletişim ve rutinlerin genel anlamda edimsel kazanımlar olamayacağı da unutulmamalıdır. İletişim becerilerinin genel geçer olarak kazanılması esastır, bireyin altın da olsa bir koza içinde hapsedilmesi onu yok saymaktan farksızdır.

7.profesyonel destek talepleri kendi vijdanımızı rahatlatmak amacıyla yapılan kaçışlar olmamalıdır. Elimden ne geliyorsa yaptım, saçımı süpürge ettim, yediği önünde yemediği arkasında en pahalı yöntemlerden bile kaçınmadım yaklaşımı bizi çözüme götürmez.8.Beklentilerin abartıldığı veya sıfırlandığı durumlar bireyi tamamen içe dönüklüğe zorlar. Bu duygunun hissettirildiği birey tamamen kapalı kutuya dönüşebilecektir.

EZ CÜMLE FARKLI BİREYLER İÇİN YAPILACAK UYGULAMALARIN ÖN KOŞUL BECERİ VE BİLİŞSEL GELİŞİM HAZIR BULUNUŞLULUĞU

GÖZARDI EDİLMEMELİ VE EBEVEYNLER PROFESYONEL DESTEK TALEPLERİ İÇİN DE

YUKARIDA BAHSETTİĞİMİZ NOKTALARDA HAZIR BULUNUŞLUKLARINI SAĞLAMALIDIRLAR,

 
Etiketler:
Yorumlar
Haber Yazılımı